Puan
113
Çözümler
4
- Konum
- Adana
- Mesajlar
- 342.539
- Katılım
- 27 Aralık 2022
- Çözümler
- 4
- Tepkime puanı
- 64
- Yaş
- 37
- Puan
- 113
- Web sitesi
- forumdaslar.com
- Tuttuğu Takım
-
Beşiktaş
- Meslek
- Webmaster
- @FORUMDASLAR
Yardımlaşma ile ilgili deyim bulur musunuz?
Deyimler:
***yardımına koşmak
güç duruma düşene istekle yardım etmek.
***(bir işin veya bir şeyin) ucundan tutmak
1) bir şeyle meşgul olmak, katkı sağlamak, yardımcı olmak: "Ömür boyu hiçbir işin ucundan tutmamış insanlar için bile bir yaşlılık fonu düzenlenmiş." -H. Taner. 2) mec. bir işi yeterince ilgilenmeden, önemsemeden yapmak.
****(birinin) eli ayağı (olmak)
yardımcısı (olmak), her işine yarar (olmak).
****(birine) işi düşmek
birinin yardımına gereksinim duymak: "Ara sıra işim düşerek kalem odasına girdikçe ona nazik ve kibar bir arkadaş muamelesi ediyordum." -R. N. Güntekin.
***yardımda bulunmak
yardım etmek: "Mal sahibi Rafet Reis, ona epey yardımda bulunmuştu." -S. F. Abasıyanık.
***yardım görmek
destek elde etmek, bağış almak: "Oysaki yarım saat tek bir insandan, tek bir yerden yardım görmeksizin yaralı olduğu yerde kalmış." -N. Uygur.
***bel bağlamak
birisinin kendisine yardımcı olacağına inanmak, güvenmek: "Ne var ki böyle araçlara biz pek bel bağlayamayız." -T. Halman.
***(birinin) eline bakmak
1) bir kimsenin yardımıyla geçinmek: "Bir senedir burada oturuyorlar, o küçüğün eline bakıyorlar." -P. Safa. 2) "ne getirdi" diye gözlemek.
***destek görmek
yardım edilmek.
***destek olmak
güç sağlamak, yardımcı olmak: "Böyle zor bir zamanda, birbirinizi kırmak yerine destek olmalısınız." -A. Ümit.
***kendi kanatlarıyla uçmak
hiç kimsenin desteği veya yardımı olmaksızın yaşamak veya bir işi olumlu sonuca ulaştırmak: "Kendi kanatlarınla uçmayı öğreninceye dek yanından ayrılır mıyım senin yavrum?" -T. Oflazoğlu.
****elini uzatmak
yardım etmek: Kızılay, yoksullara elini uzatır.
***elinden tutmak
1) yardım etmek; 2) kayırmak.
***imdadına yetişmek (erişmek)
yardım etmek: "Hakkı Bey karısının imdadına erişti. Selma Hanım'ın müşkül bir vaziyette kaldığını hissederek söze karıştı." -Y. K. Karaosmanoğlu.
*** dokuz körün bir değneği
birçok kimsenin tek yardımcısı, tek dayanağı: "Dokuz körün bir değneği, işte bir kızımız var." -R. N. Güntekin.
****el uzatmak
1) birinden bir hakkı almaya kalkışmak: "Ne var ki niye bizim lokmamıza el uzatırlar?" -A. İlhan. 2) yardım etmek: "Sözü geçecek, en umulmadık bir zamanda kendine el uzatabilecek bir adam olmadığı nereden belli?" -R. N. Güntekin.
***medar olmak
yardımı, yararı dokunmak.
***eyvallah etmemek
birinden yardım istememek, gönül borcu olmamak, boyun eğmemek: "Ben kimseye eyvallah etmeyeceğim, dedi. Bir gece amcasının konağından kaçtı." -Ö. Seyfettin.
***yaralı parmağa işememek
tkz. en küçük bir yardımı bile esirgemek.
Atasözleri:
**** el el ile, değirmen yel ile
insanlar bir araya gelmeden yaşayamazlar, birbirlerine yardım etmeden başarıya ulaşamazlar; değirmenin çalışabilmesi için rüzgâr gereklidir.
****el eli yıkar, iki el yüzü
bir kişi başka bir kişiye yardım ederse o da bu iyiliğin altında kalmaz, güçlenmiş olarak yardımlara koşar.
**** bir elin sesi çıkmaz – Bir elin nesi var iki elin sesi var
1) bir davanın bir kişi tarafından savunulması etkili ve yeterli değildir; 2) yardımlaşarak işler daha kolay başarılır.
***yalnız taş, duvar olmaz
nasıl bir tek taş ile duvar örülmezse insan da tek başına önemli bir işi başaramaz, başkalarıyla ilişki kurmak, işbirliği yapmak zorundadır.
****amcamla dayım, hepsinden aldım payım
yakınlarından beklediği ilgi ve yardımı görmeyen bir kimse onlardan artık yeni bir istekte bulunamaz.
****dilenci bir olsa şekerle beslenir
yardım bekleyen bir tane olsa umduğundan aşırı şeyler verilerek sevindirilir ancak bunların sayısı çok olduğundan hepsine aynı cömertlik gösterilemez.
****dilenciye hıyar vermişler de eğri diye beğenmemiş
hem gereksinim duyduğu konuda yardım istiyor hem de yapılan yardımı küçümsüyor.
****el kazanı ile aş kaynamaz
önemli bir iş, başkalarının yardımıyla başarılamaz, iş her an yarıda kalabilir.
****elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz
kişi yalnızca kendi kazancına güvenmeli, başkasının yardımını beklememelidir.
****elden vefa, zehirden şifa
zehirden şifa beklenilmeyeceği gibi yabancılardan da yardım ve iyilik beklenmez.
***evlenenle ev alana Allah yardım eder
evlenene ve ev yapana herkesin kolaylık göstermesi, onlara Allah'ın yardımının dolaylı olarak ulaşıyor olması demektir.
***her damardan kan alınmaz
herkesten yardım istenmez, istense de alınamaz.
****veren el, alandan üstündür
yardımını esirgemeyen, eli açık olan kimseye herkes saygı gösterir.
****veren eli herkes öper
yardımını esirgemeyen, eli açık olan kimseye herkes saygı gösterir.
***tırnağın varsa başını kaşı
hiç kimse başkasından yardım beklememeli; kendisinin olanakları varsa bir işe girişmeli, yoksa girişmemelidir.
*** imece günü bulutlu, görmeyene ne mutlu
zamanın elverişli olup olmadığına bakmadan yardıma gelenleri bulunan iş sahibine ne mutlu.
***kelin merhemi olsa başına sürer
kendi işini halledemeyen kişiden aynı durum için yardım alınamaz.
***kimseden kimseye hayır yok (gelmez)
insan, yapacağı işte başkasının yardımına güvenirse hayal kırıklığına uğrar.
***koy avucuma, koyayım avucuna
bize yardımda bulunan, yarar sağlayan kişiye biz de yardımda bulunur, yarar sağlarız.
***kul sıkışmayınca (daralmayınca, bunalmayınca) Hızır yetişmez
yardım hep en zor anda gelir.
***mum dibine ışık vermez
etkili kişi kendi yakınlarına yardımcı olamaz.
*** öksüz oğlan (çocuk) göbeğini kendi keser
koruyanı, yardım edeni bulunmayan kişi, işini kendi başına görmek zorunda kalır.
Deyimler:
***yardımına koşmak
güç duruma düşene istekle yardım etmek.
***(bir işin veya bir şeyin) ucundan tutmak
1) bir şeyle meşgul olmak, katkı sağlamak, yardımcı olmak: "Ömür boyu hiçbir işin ucundan tutmamış insanlar için bile bir yaşlılık fonu düzenlenmiş." -H. Taner. 2) mec. bir işi yeterince ilgilenmeden, önemsemeden yapmak.
****(birinin) eli ayağı (olmak)
yardımcısı (olmak), her işine yarar (olmak).
****(birine) işi düşmek
birinin yardımına gereksinim duymak: "Ara sıra işim düşerek kalem odasına girdikçe ona nazik ve kibar bir arkadaş muamelesi ediyordum." -R. N. Güntekin.
***yardımda bulunmak
yardım etmek: "Mal sahibi Rafet Reis, ona epey yardımda bulunmuştu." -S. F. Abasıyanık.
***yardım görmek
destek elde etmek, bağış almak: "Oysaki yarım saat tek bir insandan, tek bir yerden yardım görmeksizin yaralı olduğu yerde kalmış." -N. Uygur.
***bel bağlamak
birisinin kendisine yardımcı olacağına inanmak, güvenmek: "Ne var ki böyle araçlara biz pek bel bağlayamayız." -T. Halman.
***(birinin) eline bakmak
1) bir kimsenin yardımıyla geçinmek: "Bir senedir burada oturuyorlar, o küçüğün eline bakıyorlar." -P. Safa. 2) "ne getirdi" diye gözlemek.
***destek görmek
yardım edilmek.
***destek olmak
güç sağlamak, yardımcı olmak: "Böyle zor bir zamanda, birbirinizi kırmak yerine destek olmalısınız." -A. Ümit.
***kendi kanatlarıyla uçmak
hiç kimsenin desteği veya yardımı olmaksızın yaşamak veya bir işi olumlu sonuca ulaştırmak: "Kendi kanatlarınla uçmayı öğreninceye dek yanından ayrılır mıyım senin yavrum?" -T. Oflazoğlu.
****elini uzatmak
yardım etmek: Kızılay, yoksullara elini uzatır.
***elinden tutmak
1) yardım etmek; 2) kayırmak.
***imdadına yetişmek (erişmek)
yardım etmek: "Hakkı Bey karısının imdadına erişti. Selma Hanım'ın müşkül bir vaziyette kaldığını hissederek söze karıştı." -Y. K. Karaosmanoğlu.
*** dokuz körün bir değneği
birçok kimsenin tek yardımcısı, tek dayanağı: "Dokuz körün bir değneği, işte bir kızımız var." -R. N. Güntekin.
****el uzatmak
1) birinden bir hakkı almaya kalkışmak: "Ne var ki niye bizim lokmamıza el uzatırlar?" -A. İlhan. 2) yardım etmek: "Sözü geçecek, en umulmadık bir zamanda kendine el uzatabilecek bir adam olmadığı nereden belli?" -R. N. Güntekin.
***medar olmak
yardımı, yararı dokunmak.
***eyvallah etmemek
birinden yardım istememek, gönül borcu olmamak, boyun eğmemek: "Ben kimseye eyvallah etmeyeceğim, dedi. Bir gece amcasının konağından kaçtı." -Ö. Seyfettin.
***yaralı parmağa işememek
tkz. en küçük bir yardımı bile esirgemek.
Atasözleri:
**** el el ile, değirmen yel ile
insanlar bir araya gelmeden yaşayamazlar, birbirlerine yardım etmeden başarıya ulaşamazlar; değirmenin çalışabilmesi için rüzgâr gereklidir.
****el eli yıkar, iki el yüzü
bir kişi başka bir kişiye yardım ederse o da bu iyiliğin altında kalmaz, güçlenmiş olarak yardımlara koşar.
**** bir elin sesi çıkmaz – Bir elin nesi var iki elin sesi var
1) bir davanın bir kişi tarafından savunulması etkili ve yeterli değildir; 2) yardımlaşarak işler daha kolay başarılır.
***yalnız taş, duvar olmaz
nasıl bir tek taş ile duvar örülmezse insan da tek başına önemli bir işi başaramaz, başkalarıyla ilişki kurmak, işbirliği yapmak zorundadır.
****amcamla dayım, hepsinden aldım payım
yakınlarından beklediği ilgi ve yardımı görmeyen bir kimse onlardan artık yeni bir istekte bulunamaz.
****dilenci bir olsa şekerle beslenir
yardım bekleyen bir tane olsa umduğundan aşırı şeyler verilerek sevindirilir ancak bunların sayısı çok olduğundan hepsine aynı cömertlik gösterilemez.
****dilenciye hıyar vermişler de eğri diye beğenmemiş
hem gereksinim duyduğu konuda yardım istiyor hem de yapılan yardımı küçümsüyor.
****el kazanı ile aş kaynamaz
önemli bir iş, başkalarının yardımıyla başarılamaz, iş her an yarıda kalabilir.
****elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz
kişi yalnızca kendi kazancına güvenmeli, başkasının yardımını beklememelidir.
****elden vefa, zehirden şifa
zehirden şifa beklenilmeyeceği gibi yabancılardan da yardım ve iyilik beklenmez.
***evlenenle ev alana Allah yardım eder
evlenene ve ev yapana herkesin kolaylık göstermesi, onlara Allah'ın yardımının dolaylı olarak ulaşıyor olması demektir.
***her damardan kan alınmaz
herkesten yardım istenmez, istense de alınamaz.
****veren el, alandan üstündür
yardımını esirgemeyen, eli açık olan kimseye herkes saygı gösterir.
****veren eli herkes öper
yardımını esirgemeyen, eli açık olan kimseye herkes saygı gösterir.
***tırnağın varsa başını kaşı
hiç kimse başkasından yardım beklememeli; kendisinin olanakları varsa bir işe girişmeli, yoksa girişmemelidir.
*** imece günü bulutlu, görmeyene ne mutlu
zamanın elverişli olup olmadığına bakmadan yardıma gelenleri bulunan iş sahibine ne mutlu.
***kelin merhemi olsa başına sürer
kendi işini halledemeyen kişiden aynı durum için yardım alınamaz.
***kimseden kimseye hayır yok (gelmez)
insan, yapacağı işte başkasının yardımına güvenirse hayal kırıklığına uğrar.
***koy avucuma, koyayım avucuna
bize yardımda bulunan, yarar sağlayan kişiye biz de yardımda bulunur, yarar sağlarız.
***kul sıkışmayınca (daralmayınca, bunalmayınca) Hızır yetişmez
yardım hep en zor anda gelir.
***mum dibine ışık vermez
etkili kişi kendi yakınlarına yardımcı olamaz.
*** öksüz oğlan (çocuk) göbeğini kendi keser
koruyanı, yardım edeni bulunmayan kişi, işini kendi başına görmek zorunda kalır.