haberci
Efsanevi Üye
Puan
38
Çözümler
0
Karadeniz Bölgesinin Adetleri
Karadeniz Bölgesinin Gelenekleri,
Karadeniz Bölgesi Örf ve Adetleri,
Karadeniz Bölgesi Görenekleri
EVLENME
Evlilikler yakın çevreden yapılır, yakın çevrede kız yahut dışarı çıkılırdı Gelinlik kız komşu, akraba ve aile büyüklerince yapılırdı Her ne değin erkeğin görüşü alınsada son laf aile büyüklerindi
Beşik kertme vardı Fakat bu doğuda olduğu dek zorunlu olmayıp, çocuklar büyüyünce evleme zorunluğu taşımazlardı Kız arama da elçi denilen halk devreye girerdi
Kız seçimine çok önem verilirdi Kızın soyu sopu araştırılırdı Kız tarafıda erkeğin soyu sopunu araştırır, uygunsa verirdi Kızın erkeğe gönüllü olması ve kaçma işini beraber planladıkları durumlarda olay artı büyütülmez, zamanla örtbas edilirdi Sevenlerin kavuşamama durumunda maraz denen ruh hastalıkları olurdu Kız istenmeden önce ondan büyük kız olup olmadığı araştırılırdı Böyle bir şart varsa kız istenmez, istense de büyük kız varken küçük kız verilmezdi Kızın bir başkasına sevdalı olup olmadığına bakılrdı Kız daha istenmeden, yani meslek resmiyete dökülmeden elçiler baştan sona meslek halledilmiş olurdu
Kız istenmeye gidilirken muhalif farkında edilir, hazırlıklı olmaları sağlanırdı Erkek tarafı karşılanır ağırlanır Bir müddet ordan buradan konuşuldukjtan sonradan asıl konuya girilirdi Allah'un izniyle, Peyganberun kavliyle kizinuzi oğlumuz Temel'e istiyirukdenirdi Kız tarafı kendini naza çeker, yanıt atamak istemez, dere kahve, yemek yemek ikram edip konuyu dağıtmaya çalışırdı Erke tarafı da israr eder Kızı vermezseniz ne yemeğinizi yeriz nede kahvenizi içerizderdi Hayli mücadele sonunda istekler sıralanır, kabul edilince de kız verilirdi Kız istendiğinde verilirdi Çünkü söz önceden alınır ve hemfikir olunmuş olurdu Laf alınmadan kız istendiğinde, istenmedik olaylar olabilirdi Erkek tarafı soğuk karşılanır Mazeretler uydurulur Bazen de kız görücüye çıkmazdı Kız tarafı erkek tarfının karşılayabileceği dek başlık parası isterdi Bu kıza harcanırdı Hem kıza alınacak eşya ve altın tesbit edilirdi
Ara kesildikten sonradan (kızın sözünün alınması) olay anında duyurulurdu Bu da erkek tarfının dılaru da hava ya kurşun sıkmasıyla olurdu Peşinden yemek yemek yenir Nikah günü belirlenir, ayrıntılar konuşulurdu
Ara kesilirken kız tarfına bahşedilen sözler düğnden önce yerine getirilirdi Bir alış veriş günü tesbit edilirdi Genel Olarak Çarşamba günü olurdu Her iki tarfta birinci derece yakınlar olurdu
DOĞUM
Evlililiğin ilk devrelerinde gelinin gebe kalması istenirdi Hamile kalmaması durumunda telaş düşülür, kusur varsa bunun gelinden kaynaklandığı düşünülürdü Hamile kalınması için okutma dahil her çareye başvurulurdu Birkaç yıl içinde eğer gelin hamile kalmazsa, anlaşılarak ya boşatılır, veya üzerine kuma alınırdı Eğer hamil kalmışsa, oturmasına, kalkmasına, yemesine, içmesine kadar uyarı edilir, bu vesileyle bir çok batıl yöntem de uygulanırdı Doğum zamanı köy ebesi çağrılırdı Bebeğin çıpa'sını (göbek bağı) ebesi veya insancıl birisinin kesmesi istenirdi Ilk doğan sebinin erkek olması istenirdi Şu Anda de öyle ya Çocuk doğar doğmaz sağ kulağına ezan ve sol kulağına kamet okunurdu Doğum yapan anne kırk gün lohusa kalırdı Çocuğa çoğunlukla büyüklerin ismi verilirdi Daha çok ölen nine, dede veya yakın tarihte ölmüş birinin ismi verilmesi halen devam etmektedir Çocuk kısa bir zaman kundakta kalır Daha Sonra beşiğe alınırdı Nazarlanmasın diye çocuk uzun zaman yabancılara gösterilmezdiGösterileceği zaman nazarlık takılır, yüzüne kara sürülürdü Anne sütü olduğu müddetçe emzirilir Sütten kesildikten sonradan inek sütü verilirdi Anne sütü yoksa, birincil zamanlarda, süt anne aranırdı Yakın çevreden cümbür cemaat çocuğu emzirir ona süt anne olurdu Süt analık yaygın bir başvuru olup yer yer hala devam etmektedir
Süt çocuk, süt kardeşi ve ondan sonradan doğacak çocuklarla süt altında akardiye evlendirilmezdi Kız ergenlik dönemine dek çember, daha sonra da keşan bağlardı Erkek çocuklar erginlik dönemine kadar kırpıntı, yağluk, sonradan da başlık ve abaniye bağlardı Doğumdan sonra kızın annesi göre peşuk alayı yapılırdı Alay ekek evinde olurdu Alaya kızın ailesi ve yakınları katılırdıÇocuk kız ise kırmızı, erkek ise mavi beşik hediye edilirdi Bu durum sadece ilk çocuk için yapılırdı Öteki çocuklar bu beşikle büyütülürdü Alaya katılanlar eşya ve hediye veririlerdi Kundağa konulmuş paralar ise çocuğu yıkayan ebeye armağan edilirdi Ebeler birçok zaman bu parayı almaz çocuğa bırakırdı
ÖLÜM
Cenaze törenlerini hocalar yönlendirir Eğer şart ağırlaşmış ve yapılacak bir şey kalmamışsa, öğretmen çağrılır, son nefeste Kur'an ile gitmesi sağlanırdı Vefat yaşlılar için doğal karşılanır, çocuk ve genç ölümleri derin iz bırakırdıBu gibi durumlarda halen devam eden ölünün ardındaki epope yazma geleneği vardır Ölen kimsenin ağzının açık kalmaması için bir bez parçasıyla ağzı bağlanırÜzerine şimemesi için bir bıçak konur Ölüm olayı yakın köylere sela, uzaklara telefon ya da telgrafla bildirilir
Cenaze çoğunlukla, ertesi gün gömülür Bundan hedef uzaktan olan yakınlarun gelebilmesi içindir
Genellikle öğle namazı sonrası, yakınların yetişememe durumunda ikindi namazından sonradan defin işlemi olur Ölüye gücenmiş olanlar deha cenaze törenine katılır Ölünün başında ağıt yakılır Ağıtlarda hudut olmaz Ölenin ardından iyiliklerinden, yaşadıklarından gelişigüzel sesli olarak bahsedilir Bunu kadınlar çoğunlukla yapar Komşular devreye girer, ölü sahiplerini avunma ederken geleni gideni ağırlar, uzakta gelenlere yemek veririler Ölünün hazırlanması, cenaze önce ve sonrası işlele daima komşular uğraşır
Yıkanıp tabutla musllaya konan mevtanın yüzüne isteyen bakabilir Cenaze namazına tabut omuzda götürülür Her ailenin kendine ait mezarlığı olduğu gibi köyün iki taraflı mezarlığıda vardır
Beden dikkatle hazırlanan mezara tabutla ya da kefenle konur Beden gömülürken Kur'an okunur Cenazeye gelen çocuklara bisküvi, şeker, fakirlere ve ihtiyacı olanlara havlu, namazgah, Kur'anı Kerim, dini bilgiler ve para verilirdi Bazı yerlerde ölenin günahlarını affı için tayin denilen dini bir tören yapılırdı
Defin akşamı ölü evinde Kur'an okunur Bazı yerlerde de ölünün yıkanmasından gömülmesine değin fakat süre de hatim yaptırılır Kesin aralıklarda mevlit okutulur Ölü yakınları uzun süre yalnız bırakılmaz, ziyaret edilir
Rize ve çevresinde çoğu uygarlık ve devletler gelip geçmiştir Fakat Rize'nin Türkler kadar fethinden sonradan, diğer medeniyetler târihin seyri içerisinde unutulmuş ve bu alan tamâmen Türkİslâm kültürüyle yoğrulmuş ve menfaat sağlamıştır
BÖLGESEL GİYİM
Kadınların başlarında genel olarak sâde ve çiçek desenli örtüler vardır Uzun entari giyilir Entari üzerine peştemal bağlanır Peştemal ise umûmiyetle kahverengi, kırmızı ve siyah renktedir Bele kalın bir kuşak sarılır Ayağa renkli yün çorap giyilir Başlarına keşan adı bahşedilen bir örtü örterler
Erkeklerin başlarında kara şayaktan üretilmiş bir başlık vardır Bu başlık ortası oyuk bir sargı biçimindedir Yana sarkan kolları ile bağlanarak başa sarılır Gövdeye kolsuz ve yakası aşağı dürüst uzanan yelek, bunun altında işlik denilen gömlek giyilir Pantolonun yerini zıpkaalır Bu arkası körüklü, paçaları rahat bir pantolon çeşididir Ayağa sabukdenilen bir çizme giyilir
HALK OYUNLARI VE FOLKLOR
Halk oyunları ve müziği Doğu Karadeniz bölgesinin özelliklerini taşır Folklor, ırk ve millet oyunlarında Kafkas ülkelerinin tesiri görülür Ilk Önce gelen oyunları ise horonolup, bunların meşhurlarıhemşin horonu, Rize titremesi, iki ayak, sıçrayarak ve sallamadır Horon kelimesi horomdan gelir Bu ise mısır tarlalarındaki yığınlara verilen isimdir *
Karadeniz Bölgesinin Gelenekleri,
Karadeniz Bölgesi Örf ve Adetleri,
Karadeniz Bölgesi Görenekleri
EVLENME
Evlilikler yakın çevreden yapılır, yakın çevrede kız yahut dışarı çıkılırdı Gelinlik kız komşu, akraba ve aile büyüklerince yapılırdı Her ne değin erkeğin görüşü alınsada son laf aile büyüklerindi
Beşik kertme vardı Fakat bu doğuda olduğu dek zorunlu olmayıp, çocuklar büyüyünce evleme zorunluğu taşımazlardı Kız arama da elçi denilen halk devreye girerdi
Kız seçimine çok önem verilirdi Kızın soyu sopu araştırılırdı Kız tarafıda erkeğin soyu sopunu araştırır, uygunsa verirdi Kızın erkeğe gönüllü olması ve kaçma işini beraber planladıkları durumlarda olay artı büyütülmez, zamanla örtbas edilirdi Sevenlerin kavuşamama durumunda maraz denen ruh hastalıkları olurdu Kız istenmeden önce ondan büyük kız olup olmadığı araştırılırdı Böyle bir şart varsa kız istenmez, istense de büyük kız varken küçük kız verilmezdi Kızın bir başkasına sevdalı olup olmadığına bakılrdı Kız daha istenmeden, yani meslek resmiyete dökülmeden elçiler baştan sona meslek halledilmiş olurdu
Kız istenmeye gidilirken muhalif farkında edilir, hazırlıklı olmaları sağlanırdı Erkek tarafı karşılanır ağırlanır Bir müddet ordan buradan konuşuldukjtan sonradan asıl konuya girilirdi Allah'un izniyle, Peyganberun kavliyle kizinuzi oğlumuz Temel'e istiyirukdenirdi Kız tarafı kendini naza çeker, yanıt atamak istemez, dere kahve, yemek yemek ikram edip konuyu dağıtmaya çalışırdı Erke tarafı da israr eder Kızı vermezseniz ne yemeğinizi yeriz nede kahvenizi içerizderdi Hayli mücadele sonunda istekler sıralanır, kabul edilince de kız verilirdi Kız istendiğinde verilirdi Çünkü söz önceden alınır ve hemfikir olunmuş olurdu Laf alınmadan kız istendiğinde, istenmedik olaylar olabilirdi Erkek tarafı soğuk karşılanır Mazeretler uydurulur Bazen de kız görücüye çıkmazdı Kız tarafı erkek tarfının karşılayabileceği dek başlık parası isterdi Bu kıza harcanırdı Hem kıza alınacak eşya ve altın tesbit edilirdi
Ara kesildikten sonradan (kızın sözünün alınması) olay anında duyurulurdu Bu da erkek tarfının dılaru da hava ya kurşun sıkmasıyla olurdu Peşinden yemek yemek yenir Nikah günü belirlenir, ayrıntılar konuşulurdu
Ara kesilirken kız tarfına bahşedilen sözler düğnden önce yerine getirilirdi Bir alış veriş günü tesbit edilirdi Genel Olarak Çarşamba günü olurdu Her iki tarfta birinci derece yakınlar olurdu
DOĞUM
Evlililiğin ilk devrelerinde gelinin gebe kalması istenirdi Hamile kalmaması durumunda telaş düşülür, kusur varsa bunun gelinden kaynaklandığı düşünülürdü Hamile kalınması için okutma dahil her çareye başvurulurdu Birkaç yıl içinde eğer gelin hamile kalmazsa, anlaşılarak ya boşatılır, veya üzerine kuma alınırdı Eğer hamil kalmışsa, oturmasına, kalkmasına, yemesine, içmesine kadar uyarı edilir, bu vesileyle bir çok batıl yöntem de uygulanırdı Doğum zamanı köy ebesi çağrılırdı Bebeğin çıpa'sını (göbek bağı) ebesi veya insancıl birisinin kesmesi istenirdi Ilk doğan sebinin erkek olması istenirdi Şu Anda de öyle ya Çocuk doğar doğmaz sağ kulağına ezan ve sol kulağına kamet okunurdu Doğum yapan anne kırk gün lohusa kalırdı Çocuğa çoğunlukla büyüklerin ismi verilirdi Daha çok ölen nine, dede veya yakın tarihte ölmüş birinin ismi verilmesi halen devam etmektedir Çocuk kısa bir zaman kundakta kalır Daha Sonra beşiğe alınırdı Nazarlanmasın diye çocuk uzun zaman yabancılara gösterilmezdiGösterileceği zaman nazarlık takılır, yüzüne kara sürülürdü Anne sütü olduğu müddetçe emzirilir Sütten kesildikten sonradan inek sütü verilirdi Anne sütü yoksa, birincil zamanlarda, süt anne aranırdı Yakın çevreden cümbür cemaat çocuğu emzirir ona süt anne olurdu Süt analık yaygın bir başvuru olup yer yer hala devam etmektedir
Süt çocuk, süt kardeşi ve ondan sonradan doğacak çocuklarla süt altında akardiye evlendirilmezdi Kız ergenlik dönemine dek çember, daha sonra da keşan bağlardı Erkek çocuklar erginlik dönemine kadar kırpıntı, yağluk, sonradan da başlık ve abaniye bağlardı Doğumdan sonra kızın annesi göre peşuk alayı yapılırdı Alay ekek evinde olurdu Alaya kızın ailesi ve yakınları katılırdıÇocuk kız ise kırmızı, erkek ise mavi beşik hediye edilirdi Bu durum sadece ilk çocuk için yapılırdı Öteki çocuklar bu beşikle büyütülürdü Alaya katılanlar eşya ve hediye veririlerdi Kundağa konulmuş paralar ise çocuğu yıkayan ebeye armağan edilirdi Ebeler birçok zaman bu parayı almaz çocuğa bırakırdı
ÖLÜM
Cenaze törenlerini hocalar yönlendirir Eğer şart ağırlaşmış ve yapılacak bir şey kalmamışsa, öğretmen çağrılır, son nefeste Kur'an ile gitmesi sağlanırdı Vefat yaşlılar için doğal karşılanır, çocuk ve genç ölümleri derin iz bırakırdıBu gibi durumlarda halen devam eden ölünün ardındaki epope yazma geleneği vardır Ölen kimsenin ağzının açık kalmaması için bir bez parçasıyla ağzı bağlanırÜzerine şimemesi için bir bıçak konur Ölüm olayı yakın köylere sela, uzaklara telefon ya da telgrafla bildirilir
Cenaze çoğunlukla, ertesi gün gömülür Bundan hedef uzaktan olan yakınlarun gelebilmesi içindir
Genellikle öğle namazı sonrası, yakınların yetişememe durumunda ikindi namazından sonradan defin işlemi olur Ölüye gücenmiş olanlar deha cenaze törenine katılır Ölünün başında ağıt yakılır Ağıtlarda hudut olmaz Ölenin ardından iyiliklerinden, yaşadıklarından gelişigüzel sesli olarak bahsedilir Bunu kadınlar çoğunlukla yapar Komşular devreye girer, ölü sahiplerini avunma ederken geleni gideni ağırlar, uzakta gelenlere yemek veririler Ölünün hazırlanması, cenaze önce ve sonrası işlele daima komşular uğraşır
Yıkanıp tabutla musllaya konan mevtanın yüzüne isteyen bakabilir Cenaze namazına tabut omuzda götürülür Her ailenin kendine ait mezarlığı olduğu gibi köyün iki taraflı mezarlığıda vardır
Beden dikkatle hazırlanan mezara tabutla ya da kefenle konur Beden gömülürken Kur'an okunur Cenazeye gelen çocuklara bisküvi, şeker, fakirlere ve ihtiyacı olanlara havlu, namazgah, Kur'anı Kerim, dini bilgiler ve para verilirdi Bazı yerlerde ölenin günahlarını affı için tayin denilen dini bir tören yapılırdı
Defin akşamı ölü evinde Kur'an okunur Bazı yerlerde de ölünün yıkanmasından gömülmesine değin fakat süre de hatim yaptırılır Kesin aralıklarda mevlit okutulur Ölü yakınları uzun süre yalnız bırakılmaz, ziyaret edilir
Rize ve çevresinde çoğu uygarlık ve devletler gelip geçmiştir Fakat Rize'nin Türkler kadar fethinden sonradan, diğer medeniyetler târihin seyri içerisinde unutulmuş ve bu alan tamâmen Türkİslâm kültürüyle yoğrulmuş ve menfaat sağlamıştır
BÖLGESEL GİYİM
Kadınların başlarında genel olarak sâde ve çiçek desenli örtüler vardır Uzun entari giyilir Entari üzerine peştemal bağlanır Peştemal ise umûmiyetle kahverengi, kırmızı ve siyah renktedir Bele kalın bir kuşak sarılır Ayağa renkli yün çorap giyilir Başlarına keşan adı bahşedilen bir örtü örterler
Erkeklerin başlarında kara şayaktan üretilmiş bir başlık vardır Bu başlık ortası oyuk bir sargı biçimindedir Yana sarkan kolları ile bağlanarak başa sarılır Gövdeye kolsuz ve yakası aşağı dürüst uzanan yelek, bunun altında işlik denilen gömlek giyilir Pantolonun yerini zıpkaalır Bu arkası körüklü, paçaları rahat bir pantolon çeşididir Ayağa sabukdenilen bir çizme giyilir
HALK OYUNLARI VE FOLKLOR
Halk oyunları ve müziği Doğu Karadeniz bölgesinin özelliklerini taşır Folklor, ırk ve millet oyunlarında Kafkas ülkelerinin tesiri görülür Ilk Önce gelen oyunları ise horonolup, bunların meşhurlarıhemşin horonu, Rize titremesi, iki ayak, sıçrayarak ve sallamadır Horon kelimesi horomdan gelir Bu ise mısır tarlalarındaki yığınlara verilen isimdir *