haberci
Efsanevi Üye
Puan
38
Çözümler
0
Kadına yönelik şiddet
, her şeyden önce bir
insan hakları ihlalidir.
Tüm Dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadına yönelik şiddet, mücadele edilmesi gereken ciddi bir
halk sağlığı
sorunu olarak nitelendirilmektedir.
Yaratılıştan bu yana yeryüzünde insanlığın varlığını sağlayan ana unsur
kadınlardır
. İnsanların yaklaşık yarısını oluşturan ve insanlığa ilk eğitimini veren bu ana unsur, tarihi çağlardan bu yana toplumsal yaşamda hak ettiği yeri alamamıştır.
Her toplumun kadın algısı; kendi inançları, gelenekleri ve yaşam biçimi doğrultusunda şekil almıştır.
Zamanla kökleşen bu algı, toplumların diline, yapıtlarına, tutum ve davranışlarına yansımıştır.
Olumsuz cinsiyet algısı
nedeniyle
bazı toplumlarda, kız çocukları ile kadınlara ayrımcılık ve şiddetin her türlüsü uygulanmıştır.
Bireysel, ailesel ve toplumsal alanda birçok zararlı etkilere neden olan bu
ayrımcılık
ve
şiddet
; az veya çok her toplumda kadını
ötekileştirip
, toplumsal yaşamdan uzaklaştırmıştır.
Dünyada son asırlarda meydana gelen sosyal, siyasal, askerî ve ekonomik gelişmeler neticesinde ortaya çıkan yeni ihtiyaçları gidermek amacıyla kadın hakları, kamuoyunun gündemine girmiştir.
Bu çalışmada önce, bazı toplumların geçmişte
kız çocukları
ile
kadınlara
karşı takındıkları tutum ve davranışlara değinilmiştir. Müteakiben kadın hakları konusunda bazı uluslararası
kuruluşlar
tarafından alınan önemli
kararlar
ve çalışmalar ele alınmıştır. Bu bağlamda özellikle Cumhuriyet döneminde
kadınlara
sağlanan
temel haklar
ile
kadına karşı şiddetle ilgili önemli yasal çalışmalar ve bazı istatistiksel veriler değerlendirilmeye çalışılmıştır.
, her şeyden önce bir
insan hakları ihlalidir.
Tüm Dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadına yönelik şiddet, mücadele edilmesi gereken ciddi bir
halk sağlığı
sorunu olarak nitelendirilmektedir.
Yaratılıştan bu yana yeryüzünde insanlığın varlığını sağlayan ana unsur
kadınlardır
. İnsanların yaklaşık yarısını oluşturan ve insanlığa ilk eğitimini veren bu ana unsur, tarihi çağlardan bu yana toplumsal yaşamda hak ettiği yeri alamamıştır.
Her toplumun kadın algısı; kendi inançları, gelenekleri ve yaşam biçimi doğrultusunda şekil almıştır.
Zamanla kökleşen bu algı, toplumların diline, yapıtlarına, tutum ve davranışlarına yansımıştır.
Olumsuz cinsiyet algısı
nedeniyle
bazı toplumlarda, kız çocukları ile kadınlara ayrımcılık ve şiddetin her türlüsü uygulanmıştır.
Bireysel, ailesel ve toplumsal alanda birçok zararlı etkilere neden olan bu
ayrımcılık
ve
şiddet
; az veya çok her toplumda kadını
ötekileştirip
, toplumsal yaşamdan uzaklaştırmıştır.
Dünyada son asırlarda meydana gelen sosyal, siyasal, askerî ve ekonomik gelişmeler neticesinde ortaya çıkan yeni ihtiyaçları gidermek amacıyla kadın hakları, kamuoyunun gündemine girmiştir.
Bu çalışmada önce, bazı toplumların geçmişte
kız çocukları
ile
kadınlara
karşı takındıkları tutum ve davranışlara değinilmiştir. Müteakiben kadın hakları konusunda bazı uluslararası
kuruluşlar
tarafından alınan önemli
kararlar
ve çalışmalar ele alınmıştır. Bu bağlamda özellikle Cumhuriyet döneminde
kadınlara
sağlanan
temel haklar
ile
kadına karşı şiddetle ilgili önemli yasal çalışmalar ve bazı istatistiksel veriler değerlendirilmeye çalışılmıştır.